Forum içeriğimiz ziyaretçi kardeşlerimize açılmıştır. Forum sayfamızı daha aktif kullanmak için üye olmanız gerekir.

Gönderen Konu: Hz ali  (Okunma sayısı 8800 defa)

mesut02

  • Ziyaretçi
Hz ali
« : 17 Şubat 2014, 01:43:26 »
Hz. Ali (R.A) Kimdir? (598-661)
Posted by Kalem
Hazreti Ali (ra) 598 yılında
Mekke’de Kabe’nin içinde
doğmuştur. Peygamberimiz (sav)
’in amcası Ebu Talibin oğlu olan
Ali’yi doğduğunda kucağına alıp
bizzat evine kadar götürmüştür. O
yıllarda Peygamber(sav)
efendimizde Ebu Talib’in evinde
kalıyordu. Hazreti Ali’(ra)ye “Ali ”
isminide Hazreti Muhammed(sav)
vermiştir. Annesi Fatıma Binti
Esed, Peygamberimiz(sav)in
dedesinin kardeşinin kızıdır.
Peygamberimiz(sav)de
kendisine”anneciğim” diye hitab
ederdi.
Babası Peygamberimiz(sav)i yetim
ve öksüz kaldığında yanına alıp 43
yıl himayesinde bulunduran
amcası Ebu Talib’tir. Mekke’de
kuraklık baş gösterip Ebu Talib’in
çocuklarını bakamaz hale getirince
Peygamberimiz(sav)in diğer
amcalarından Abbas, Ali’nin
kardeşi Cafer’i Hazreti Muhammed
(sav) de Ali’yi büyütmek üzere
yanlarına aldılar.
Hazreti Ali(ra) o günleri şöyle
anlatır;
“Çocuktum henüz, o beni bağrına
basar, yatağına alırdı, beni
koklardı, lokmayı çiğner, ağzıma
verir yedirirdi… Ben de her an,
devenin yavrusu, nasıl anasının
ardından giderse, onun ardından
giderdim; o her gün bana
huylarından birini öğretir ve ona
uymamı buyururdu. Her yıl Hira
Dağı’na çekilir, kulluğa koyulurdu.
Onu ben görürdüm, başkası
görmezdi. Beni omuzuna alır
Mekke’nin dağlarında, vadilerinde,
sokaklarında dolaştırırdı.
Hazreti Ali(ra) Hatice validemizden
sonra Müslüman olan ikinci kişidir.
Peygamberimiz(sav)’i Hazreti
Hatice ile namaz kıldıklarını
görünce, “Bu ne?” dedi.
Peygamberimiz(sav)de;
-Ya Ali bu Allah’ın seçtiği beğendiği
dinidir, ben seni bir olan Alllah’a
inanmaya davet ediyorum, dedi
Ali;
“Ben bu hususta babama
danışayım” deyince Peygamber
(sav) “Ya Ali sana söylediğimi
yaparsan yap yapmayacak olursan
gördüğünü kimseye söyleme” dedi.
Bütün gece uyuyamayan Ali sabah
vaktinde Hazreti Muhammed(sav)
in yanına varır. Dünkü davetini
kabul etim şahadet getirip namaz
kılmak istiyorum” der Hazreti
Muhammed(sav);
-Babana danıştın mı? diye sorar.
Hz. Ali;
-Hayır Allah beni yaratırken
babama danışmadı, ben Allah’a
inanmak için niçin babama sorup
danışayım? diye cevap veren10
yaşlarındaki bu çocuk Nur çocuk
islam defterinin bir numarası
olmuştur.
İlmin kapısı olan Hazreti Ali(ra);
“Yemin ederimki ben Kur’an-ı
Kerim’den inen her ayetin
nerede indiğini neye ve kime
dair olduğunu bilirim” diyerek
ilminin erişilmezliğini ortaya
koymuştur.
Gayb alemi açılsa her şeyi görsem
yakinim artmayacak diyebilecek
kadarda iman yüklü idi.
Peygamberimiz(sav) kendisine çok
güvenirdi Hazreti Ali(ra)’yle kabeye
gizlice girip putları yere düşürüp
kırmışlardır.
Peygamberimiz(sav) kendisini çok
küçük yaşta olmasına rağmen
Yemen’e kadı olarak göndermiştir.
Gitmekte tereddüt eden Hazreti
Ali’ye Allah senin kalbine doğruyu
gösterecek dilini doğurlukta sabit
kılacak davalılar önünda
oturduklarında her ikisinide
dinlemeden hüküm verme diye
nasihatta bulunmuştur.
Hazreti Ali(ra) “Vallahi bundan
sonra hiç tereddüde
düşmedim.”diyor.
Peygamber(sav) efendimiz hicret
ettiği gece canını ortaya koyup
O’nun yatağına yatmış ve bu
fedakarlığından dolayı
“İnsanlardan öylesi de vardır ki,
Allah’ın rızasını arayıp
kazanmak amacıyla canını
satar. ” (Bakara/207)ayeti kerimesi
nazil olmuştur.
Peygamberimiz(sav) emniyetli bir
şekilde Mekke’den uzaklaşınca,
İslâm Peygamberi(sav)’ne emanet
edilen çeşitli emanetleri
sahiplerine iade ederek annesini,
Resul-ü Ekrem’in kızı Fatma’yı
başka iki kadınla birlikte alıp
Medine’ye doğru hareket etmiştir.
450 km lik sarp yolları zorluklarla
aşarak Medine’ye vardıklarında
Hazreti Muhammed(sav)
kendilerini karşıladı, hallerini
görünce boynuna sarıldı, ağladı,
bağrına bastı.
Hayber’de yetmiş kişinin yerden
zorla kaldırabildiği kapıyı
omuzlayıp kar makinası gibi yolları
açarak zaferin kazanılmasında
önemli rol oynamıştır.
Hazreti Ali namazı öyle kılardı ki
vücuduna batan bir oku namaz
kılma esnasında çıkarmışlar hiç acı
duymamıştır. Canın yanmadı mı?
diye soranlarada “Kuşu kafesten
salıverdikten sonra kafesi
parçalayacak olsanız kuşun
bundan haberi olurmu? “diye
cevap vermiştir.
Orta boylu, buğday renkli, ak ve
uzun sık sakallı idi, yüzü çok
güzeldi, gözleri genişti, göğsü enli,
başı saçsız idi.
Son derece kuvvetli bir hatipti, her
nutku belagat şaheseridir.
Nahiv ilminin esasları hazreti Ali
tarafından vaz olunmuştur. Halife
olmadan önce nasıl yaşıyorsa
halife olduktan sonrada öyle
yaşamıştır.
Servet sahibi bir adam olmamakla
beraber son derece kerim idi.
Harb ederken dahi düşmanlarına
acır, haddi tecavüz etmezdi.
Hazreti Ali reyinin isabeti ile
meşhurdur.
Gecenin karanlığında mihraba
gelir, ibadet eder, düşünürdü.
Dünya onu hiç aldatmadı.
Hazreti Osman(ra)’ın evi
muhasara altına alınınca oğulları
ile yardıma koşmuş Hazreti Osman
(ra) şehit olduğundada oğulları
Hasan(ra) ile Hüseyin(ra)’e fena
halde hakaret etmiş, Talha(ra)nın
oğlu Muhammed ve Zübeyr(ra)’in
oğlu Abdullah’a ağır sözler
söylemiş “siz yaşarken onun
şehit düşmesine nasıl imkan
bıraktınız” demiştir
25 yıl birlikte kaldığı Allah Resulü
(sav) efendimizden 586 adet Hadisi
şerif rivayet etmiştir.
Hazreti Fatıma ev işlerinde çok
yoruluyordu, birlikte
Peygamberimiz(sav)’e gidip bir
hizmetçi istemişlerdi.
Peygamberimiz(sav)’de kendilerine
yatarken 33 Allahuekber ,33
Elhamdülillah, 33 Sübhanallah
demeniz hizmetçiden daha
faydalıdır deyip geri göndermiştir.
Peygamberimiz(sav) Medine’de
tüm müslümanları birbirleriyle
kardeş yapmış Hazreti Ali(ra)’yide
kendine kardeş etmiştir, kızı
Fatıma’yıda Hazreti Ali’ye
nikahlamış onu damadı yapmıştır.
Tebük seferi hariç Efendimiz(sav)
katıldığı tüm seferlere katılmıştır.
Bedir savaşında tek başına 20
Uhud’da 9 kişiyi öldürecek kadar
kuvvetli ve savaşçı idi Cebrail(as)
’da Hazreti Ali’nin yiğit ve fedai
olduğunu söylemiştir.
Hendek savaşında Amr Bin
Abduved’i öldürerek zaferde
önemli bir yeri olmuştur.
Hazreti Ali(ra) Sıffin’de zırhını
düşürmüştü. Savaştan sonra bir
Hıristiyan’da görünce, “Bu zırh
benimdir!” diye dava etmiştir
Hıristiyan inkâr edince Kûfe Kadısı
Hazreti Şureyh Hazreti Ali (ra)’den
şahit istemiştir. Şahitlerden biri
oğlu Hasan olunca Kadı, “Evladın
babası lehine şahitliği şer’an
makbul değildir .” diyerek yeni bir
şahit talep etmiştir. Hazreti Ali’nin
Hazreti Ali’ den başka şahidi yoktur
deyince dava düşmüştür. Kadı
Şureyh’in hassasiyeti Hazreti Ali
(ra)’nin hoşuna gitmiştir. Davalı
ise hayretler içinde kalmıştır Zırhı
aldıktan sonra birkaç adım
ilerleyip durmuş, sonra geri
dönüp, “Bu mahkemenin verdiği
hüküm ancak Peygamber’in
hükmü olabilir! ” diyerek
Müslüman olmuş, zırhın Hazreti Ali
(ra)’ye ait olduğunu söyleyerek
geri vermiştir Hazreti Ali(ra) bu
manzara karşısında zırhı geri
almayıp bu yeni Müslüman
kardeşine bağışlamış, ona bir de
at hediye etmiştir .
Hazreti Muhammed(sav)’in
vefatında 33 yaşında olan Hazreti
Ali Peygamberimiz(sav)’in
yıkanması ve kefenlenmesi işlemini
bizzat kendisi yapmıştır.
Hazreti Ali yüzünü hiç puta
dönmeden islamla şereflendiği için
“kerremellahu veche” ünvanını
almıştır.
Hazreti Muhammed(sav)’in hem
damadı hem de amcasının oğlu
olan Hazreti Ali(ra) fitnenin bir
kasırga halinden her tarafı kasıp
kavurduğu bir ortamda halife
oldu. Hazreti Ali(ra)’nin halife oluş
şartları tek kelimeyle yürek
parçalayıcıydı, gerçekten ilginç bir
durum vardı. Bir taraftan kimsenin
haksız yere burnunun bile
kanamasını istemeyen yeni
yönetim; öbür tarafta
Müslümanların emiri, Hazreti
Peygamber(sav)’in damadı,
dünyada iken cennetle
müjdelenmiş bir cennet insanı.
Hazreti Peygamber(sav)in bile
haya ve edebine saygı duyduğu,
aynı saygıyı meleklerin bile
duyduğunu ifade ettiği bir
halifenin yerde duran kanlı
cenazesi…
Hazret Ali(ra), 4 yıl 9 ay süren
hilafet’i müddetinde Peygamber
(sav)’in siretine uyup, hilafet’e
inkılap ve kıyam ruhu verdi.
Toplumda çeşitli ıslahlara baş
vurdu.
Hazreti Ali(ra) çıkan karışıklıkları
yatıştırmak için Basra yakınlarında
Ayşe, Talha ve Zübeyr gibi
İslamiyetin tanınmış simaları ile
karşılaştı bu olay Cemel Vakası
adıyla bilinmektedir.