Forum içeriğimiz ziyaretçi kardeşlerimize açılmıştır. Forum sayfamızı daha aktif kullanmak için üye olmanız gerekir.

Gönderen Konu: Fatıma Bir Nur İmiş; Nur-u Hüda’dan  (Okunma sayısı 8865 defa)

:::Nida::

  • Ziyaretçi
Fatıma Bir Nur İmiş; Nur-u Hüda’dan
« : 23 Temmuz 2014, 03:20:17 »
Mihraç’a yükseldiğinde Peygamberler güneşi,
 Cennet bahçelerinden birkaç meyve yedi.
 Dünyaya döndüğünde geldi Hatice’nin evine.
 O an düştü bir nur Hatice’nin rahmine.
 Ve O nur…
Anne rahmine düştüğünde konuşmaya başladığından,
 Doğumu üç cennet kadını tarafından gerçekleştirildiğinden,
 Nübüvvet beşiğinde secde halinde dünyaya geldiğinde,
 Fatıma ilmi öğrendi; peygamberler güneşinden.
 Dokuz yaşında iken Fatıma;
 Geldi bir melek Peygamberin huzuruna
 Resul dedi: “Cebrail seni bu halli tanıyamadım”
Melek dedi: “Ya Resulullah ben Cebrail değilim.”
Resul: “O halde kimsin?”
Melek: “Ben bir nuru diğer nurla birleştirmeye geldim.”
Resul anladı ki; Ali olmasaydı Fatıma’ya eş olmaz
 Fatıma ve Ali’ninki mütevazi bir izdivaç.
 Mihiri bir zırh olan Fatıma,
 Evlendi Allah’ın aslanıyla.
 Ve dünyaya geldi Hasan-el Müçteba
 Sonra da Huseyn Şehid-i Kerbela
 Ali ve Fatıma’nın hayatı iki inciyle birleşti.
 Ne var ki Fatıma çok yoruluyordu.
 Su kırbası omzunda iz bırakıyordu.
 El değirmeni vücudunu yoruyordu.
 Bir yandan da Hasan Ve Huseyn
 Çocuk işte, yaramazlık yapıyordu
 Ali dayanamadı Fatıma’nın bu haline ,
 Vardı Resulullah’ın huzuruna.
 Yardımcı talep etti peygamberler güneşinden
 Ama peygamber de yoksuldu.
 Durumu öğrenince Fatıma’ya bir zikir öğretti.
 34 Allahuekber, 33 Elhemdulillah, 33 Sübhanallah
 Bu zikir sayesinde Fatıma’nın işleri hafifledi
 O günden sonra bu zikrin adı oldu Hz. Fatımatüz Zehra’nın Tesbihatı
Günler böyle geçerken,
İki tane de kızı oldu o nurun.
 Zeyneb-i Kubra, Ümmü Gülsüm.
 Her biri birer iffet güneşi.
 Ne de olsa Fatıma ve Ali’nin evlatları.
Gündüz ev işleri geceleri ibadet
 Allah’ın Fatıma’ya bahşettiği fazilet
 Hepsini saymaya kelimeler yetmez.
 Ve acı haber…
Hasta yatağında Peygamber!
 Fatıma öğrenince babasına koştu, üzüldü.
 Babasının baş ucunda durdu, ağladı.Ölüm meleği geldi kapıyı çaldı.
Fatıma Azrail’i bir Arap genci sandı.
“Peygamber  hasta” dedi Azrail’i geri çevirdi.
 Baba, kızını çağırdı; “Kızım izin ver gelsin
 O gelen Azrail, seni kıramadı döndü geri
 Canımı almak için izin istedi
 Ama üzülme Ehlibeytimden bana en çabuk
 Kavuşacak olan sensin.” dedi ve ayrıldı dünyadan.
 Kocası Ali’yi kendisinden sonra halife seçen Peygamber’in
 Defin işleriyle uğraşan Ali
 Bir haber geldi ki alınmış elinden hilafeti.
 Fatıma babasının ölümünden sonra
 Bir de üzüldü buna.
 Ve Fatıma…
Kocasından biat istemeye gelenler tarafından
 Kırıldı kaburgaları kapı ve duvar arasında.
 Bir de bebek vardı karnında!
 Daha gözlerini açamadan dünyaya
 Öldü anne karnında.
 Sonuçta Peygamberin dediği oldu
 Fatıma iki ay yada daha fazla
 Yattı hasta yatağında
 Bir gün gözlerini kapadı bu fani dünyaya.
 Ali’nin tek dayanağı Betül-ü Zehra
 Artık olamayacaktı yanında.
 Vasiyetiydi Fatıma’nın kocasına:
 Cenazesi gece gömülecekti mezarlığa.
 Düşmanları katılmasın diye cenaze namazına.
 Ali söyleneni yaptı, Fatıma’yı gece defnetti
 Ve meçhul oldu Fatıma mezarının yeri.
 Fatıma düşmanlarına olsun ,
 Yüce Allah’ın laneti!